Apple'ın iPhone'u için ilk Truva atı keşfedildi. Truva atına karşı üçüncü parti yazılım yüklerken dikkatli olunması öneriliyor.
Symantec ve F-Secure tarafından tanımlanan Truva atının adı, neyi taklit ettiğinden geliyor. Truva atı iPhone firmware'inin 1.1.3 versiyonunun kılığında geliyor, bu yüzden adı "113 prep" veya "iPhone firmware 1.1.3 prep" olarak geçiyor. Bu programı indirip çalıştıran kullanıcılar tatsız bir sürprizle karşılaşmış. Sistemi tekrar başlattıklarında Truva atı /bin dizininin içeriğini silmek gibi hasarlar vermiş.
Symantec sorundan etkilenen kullanıcıların 113 prep (onlar böyle diyor) yazılımının kaldırıp, hasar gören bileşenleri tekrar kurmalarını önermiş. Kalıcı bir zarar yok.
iPhone da hacker'lara dayanamadı. Program ekranda sadece "Hello World" (merhaba dünya) kelimelerini gösterse de iphone.fiveforty.net.wiki adresindeki açıklamaya göre bu durum iPhone'un kullanımındaki sınırlandırmaları aşmada ilk adım olarak görülüyor.
Diğer Smartphone'ların aksine Apple'ın ürününde şimdiye kadar sadece üreticinin yazılımları çalıştırılabiliyordu. Ekstra zil sesleri ve arka planlar bile sadece Apple yazılımı üzerinden kurulabiliyordu.
Birkaç hafta önce John Lech Johansen'ın blog sitesinde belirttiğine göre telefonu AT&T Wireless ile aktive etmeden telefonun müzik fonksiyonlarını kullanmayı başarmış.
Araştırmalara göre ciddi güvenlik açığı nedeniyle tüm sistem ele geçirilebiliyor.
Aslına bakılırsa problem tam olarak iPhone'un kendisinde denilemez. Ancak iPhone üzerinde yüklü olan Safari tarayıcıda ciddi güvenlik açıkları olduğu ortaya çıktı. Bu açığı kullanarak iPhone'a sızan bazı internet siteleri, sistemi kötüye kullanarak zarar verebiliyor.
Yönetici seviyesinde giriş hakkı elde eden korsanlar SMS geçmişi, adres defteri, yapılan aramalar ve e-posta şifreleri gibi pek çok kritik konuda bilgi sahibi olabiliyorlar. Yani telefonu tam anlamıyle ele geçiriyorlar.
Şu an için alınabilecek en etkili yöntemin ise bilinmeyen sitelere girilmemesi olarak gösteriliyor. Aynı güvenlik açığının PC ve Mac bilgisayarlar için de bulunduğu ancak sistemi ele geçirme konusunun henüz test edilmediği de ifade ediliyor.
Bağımsız Güvenlik Uzmanları adıyla çalışmalar yapan ekibin açıklamalarında Apple'ın da durumdan haberdar edildiği ve ilgili güvenlik yamasının 2 Ağustos'taki BlackHat konferansında açıklanabileceği ifadelerine de yer veriliyor.
Merakla, heyecanla, hayranlıkla beklenen iPhone sonunda Amerika’da piyasaya çıktı. İşte Amerika’dan taze gelen iPhone incelemeleri. İsterseniz değişiklik yapıp sonucu baştan söyleyelim. Bir iPhone’u elinize aldığınızda cihazı sevmek için binbir neden bulabilirsiniz. Mesela yeni multi-touch ekranı gerçekten çok zekice tasarlanmış ve kullanımı oldukça eğlenceli bir özellik. Üstelik parlak renkler ve yüksek çözünürlük sunan ekran çok güzel görünüyor. iPhone harika bir taşınabilir video ve müzik oynatıcı, kaliteli bir kamera ve yepyeni bir internet cihazını bir araya getiriyor. Web tarayıcısı normal bilgisayarlardaki kadar kapsamlı değilse de cep telefonu için gayet yeterli. Unutmadan, iPhone’nun gayet başarılı bir cep telefonu olduğunu da ekleyelim.
Ancak iPhone’un bazı eksikleri de yok değil. Bazıları cihaz ocak ayında açıklandığından bu yana biliniyordu. 3G bağlantısı ve ofis uygulamaları olmaması bunlara örnek gösterilebilir. iPhone kullanıcıların eline geçtikten sonra ortaya çıkan problemler arasında ise sürekli kullanımda cihazın ısınması ve dokunmatik ekranın kolay kirlenmesi gösterilebilir. Dokunmatik ekrandaki yazılımsal klavye konusunda halen bazı şüpheler mevcut. Genel olarak otomatik metin girişi başarılı tahminler yapsa da donanımsal bir klavye kadar rahat metin girişi yapılamıyor. Uzun e-postalar yazacaksanız bu klavyeden pek hoşlanmayabilirsiniz.
iPhone’un dayanıklılığı gayet etkileyici. Anahtar gibi metal cisimlerle iPhone’un ekranını çizmeye çalıştığımızda veya halı ve beton yüzeyde düşürdüğümüzde bile sadece betonun etkisiyle metal çerçevede ufak çizikler oluştu o kadar. iPhone pahalı bir cep telefonu ve bazı ciddi eksikleri de mevcut. Ülkemize gelmesine yaklaşık bir yıl olsa da Amerikalı kullanıcılar yeni versiyonu beklemeye şimdiden başladılar. Ancak bir gerçek var ki iPhone’un şık görüntüsünü ve etkileyici efektlerini bir kez gördükten sonra kredi kartı limitlerini zorlamamak için kendinizi tutmanız bir hayli zor olacak. iPhone tıpkı iPod’lar gibi bilgisayara iTunes aracılığı ile sorunsuzca bağlanabiliyor. iPhone’u kullanabilmek için iTunes’un en son 7.3 sürümü gerekiyor.
Telefonun Kullanımı
iPhone bildiğiniz elektronik cihazlardan bariz şekilde farklı bir alet. Bir kere üzerinde doğru dürüst tuş yok. Ön yüzeydeki tek tuş ekranın altında bulunan ve herhangi bir pencereden “masaüstüne” dönmenizi sağlayan “Home(Ev)” tuşu. Metal çerçevenin kenarlarındaki tuşlar ise sırasıyla üstte bulunan açma-kapama tuşu ile sol taraftaki ses açma kapama ve seviye tuşlarından ibaret.
iPhone menülerinde dolaşırken en çok yapacağınız hareketler parmağınızı ekran üzerinde kaydırma ve tıklama olacak. Öncelikle deyim yerindeyse “ekran kilidini” açmak için parmağınızı soldan sağa doğru kaydırıp ana ekrana ulaşıyorsunuz. Daha sonra da adres defteri ya da müzik albüm listelerinde yukarı aşağı gezinmek için gene parmağınızı hızlıca kaydırmanız yeterli. iPhone’nun multi-touch ekranı bu işlemleri oldukça hızlı ve hassas şekilde gerçekleştirebilmenize izin veriyor.
Multi-touch dediğimiz meseleye gelecek olursak, bu yeni teknoloji sayesinde dokunmatik yüzey birden fazla “dokunmaya” aynı anda tepki verebiliyor. iPhone’da en çok kullanıldığı bölüm fotoğrafların yakınlaştırılmasında görülüyor. İki parmağınızı ekrana değdirip birbirlerinden uzaklaştırdığınızda fotoğraf parmaklarınız hareketiyle orantılı olarak yakınlaşıyor. Gerçekten çok hoş ve gelişime çok açık bir özellik.
Menü Düzeni
iPhone’un ana menüsünde oldukça şık görünen uygulama simgeleri ve alt bölümde de telefonunun farklı işlevlerini gösteren Telefon, E-posta, Safari web tarayıcı ve iPod butonları bulunuyor. Adres defteri sık kullanacağınız uygulamaların başında geliyor. Adres defterinde yeni bir kişi kartı oluştururken istediğiniz ekstra bilgileri de “add a field” seçeneğini kullanarak ekleyebilirsiniz. Ama işiniz bittikten sonra ekranın üst kısmındaki “Save” butonuna tıklamalısınız yoksa telefon sizi uyarmadan yaptığınız değişiklikleri kaydetmeden uygulamayı kapatabiliyor.
Sayabileceğimiz diğer eksiklerden biri de kalan pil göstergesi. Ekranın tepesinde ufak bir pil simgesi olsa da ne kadar şarj kaldığını yüzde (ya da daha güzeli zaman) olarak gösteren bir gösterge bulunmuyor. Can sıkıcı sayılabilecek bir diğer özellik de iPhone’un telefon simgesine tıkladığınızda karşınıza adres defterinin çıkması. Eğer kayıtlı olmayan bir numarayı aramak istiyorsanız bir kez daha tıklayarak numara tuşlarına ulaşmalısınız. Yabancı numaralarla işiniz yoksa çok da önemli değil.
iPhone’un menüleri ve uygulamaları telefonun pozisyonuna göre şekil alabiliyorlar. Cihazın açı sensörü sayesinde iPhone yatay ya da dikey durduğunu anlayarak menüleri uygun şekle getirebiliyor.
Arama Kalitesi
Dokunmatik ekranlı bir telefonla numara çevirmek iPhone’da pek problem olmasa da fiziksel tuşları olan telefonlarda gördüğümüz gözleri kapalı tek elle şimşek hızında arama yapan cambazların iPhone için biraz çalışmaları gerek. Dokunmatik ekranlarda tuşlardan geri bildirim olmaması işleri biraz zorlaştırıyor.
Telefonun, aramalardaki ses kalitesi başarılı. Arada sırada duyulabilen parazitler olsa da önemli seviyede değil.
iPhone’un bütünleşik sensörlerinden biri de telefonu kulağınıza götürdüğünüzü algılayarak ekranı karartıp hatalı dokunmaların önüne geçiyor. Bir diğer güzel özellik de Visual Voicemail denen görsel mesaj servisi. Bu özellik sayesinde telefonunuz kapalıyken ya da size ulaşılamayan diğer durumlarda telesektere gelen mesajların listesini görebiliyor ve istediğiniz mesajı dinleyebiliyorsunuz. Arayan kişi adres defterinde kayıtlıysa direk olarak listede ismi görünüyor. Böylece sizin için önemli olan mesajları diğerleriyle vakit kaybetmeden hemen dinleyebilirsiniz.
Harici hoparlör ne yazık ki yeterli değil. Bu özelliği kullanarak yaptığımız görüşmelerde en yüksek ses seviyesinde bile karşı tarafı duymak özellikle gürültülü ortamlarda biraz zor.
Kamera
Türk tüketicisinin cep telefonlarında en çok dikkat ettiği özelliklerin başında gelen kamera iPhone’da da bulunuyor ancak piyasadaki rakiplerinden biraz daha zayıf yeteneklere sahip. 2 megapiksel çözünürlük sunan kamera herhangi bir efekt ya da zoom ayarı içermiyor. Perde hızı eşdeğer dijital makinelerden hatta daha yüksek kameralı cep telefonlarından bile biraz daha uzun. Denemelerimizde 258 MB -392 JPEG dosyası- fotoğrafı aktarmak yalnızca 5 dk. sürdü.
Çektiğiniz fotoğrafları incelemek istediğinizde parlak geniş ekrana bir kez daha hayran oluyorsunuz. Resimler çok güzel görünüyor. Renkler gerçekleriyle neredeyse birebir aynı ve resimlerin ekrana uyması için kesilmesi gibi bir sorunla karşılaşmadık. Elde ettiğimiz resimler genelde gayet keskin ve parlaktı. iPhone kamerası Türk kullanıcıları memnun edecek gibi görünüyor.
Dokunmatik Klavye ve Otomatik Metin iPhone’un ilk başta en korkulan özelliği üzerinde gerçek bir tuş takımının bulunmamasıydı. Blackberry gibi bazı smartphone’lar neredeyse tam takım klavye sunarken iPhone tüm bu tuşların işlevini dokunmatik ekranı üzerinde gerçekleştirme iddiasında. Steve Jobs bu özelliğin aslında bir avantaj olduğunu ve ilerde koymak istediğiniz yeni bir tuş olduğunda iPhone’da bunu yazılımsal olarak kolayca gerçekleştirebileceğinizi belirtiyordu, oysa fiziksel tuşlara sahip modellerde böyle bir şansınız yok.
Denemelerimizde iPhone’nun sanal tuş takımının korkulduğu kadar kötü olmadığını gördük. Hatalı girilen harfleri iPhone zekice doğruları ile değiştirebiliyor. Otomatik metin aracı yanlış yazılmış kelimeler yerine kullanıcıya tavsiye sunabiliyor. Ama sadece bir tavsiye görünüyor. Girdiğiniz farklı harflere göre farklı öneriler sunan araç çoğu zaman mantıklı seçenekler sunuyor.
Klavye ile yazı yazarken metin içinde başka bir noktaya geçmek istediğiniz de metnin üstüne tıklıyorsunuz. Açılan ufak bir baloncuk parmağınızın ucundaki bölgeyi yakınlaştırarak imleci istediğiniz noktaya oldukça hassas şekilde götürebilmenizi sağlıyor.
Herşeye rağmen üzerinde bastığınızda hareket eden fiziksel tuş takımlarını özleyen kullanıcılar çıkacaktır. Dediğimiz gibi eğer uzun e-postalar yazmayı planlıyorsanız iPhone piyasaya çıktığında hemen atlamayıp arkadaşlarınızda biraz test yapmanız daha doğru olacaktır. Cep telefonlarını birkaç ayda değiştiren arkadaşlarınız varsa piyasaya çıkar çıkmaz mutlaka iPhone alacaklardır.
E-posta
iPhone’un e-posta aracı ile Yahoo Mail, Gmail, Mac Mail ve AOL Mail ayarları hazır olarak geliyor. Ayrıca POP3, IMAP veya Exchange hesaplarınızı da iPhone ile kullanabilirsiniz. Hesaplarınızı ayarlarken adres defterinizi (Mac OS X, Outlook, Outlook Express, Windows Mail ya da Yahoo), takvim girdilerini (iCal, Outlook ya da Outlook Express), posta ayarlarınızı (Mac Mail, Outlook ya da Outlook Express) ve web tarayıcısı yer imlerini (IE ya da Safari) otomatik olarak iPhone’a aktarabilirsiniz.
iPhone’un e-posta uygulaması olan Mail tıpkı diğer programlar gibi güzel bir ikona ve iyi tasarlanmış bir arayüze sahip. Bunda iPhone’nun geniş ekranının katkısını da unutmamak gerek tabi. Apple kullanıcıların her e-posta hesabı için ayrı ayrı gelen kutuları oluşturduğundan birden fazla hesabınız varsa aralarında sıkça dolaşmanız gerekebilir ama bu işlem gayet basit ve hızlı şekilde halledilebiliyor.
iPhone mesaj eklentilerinde gelen resimleri otomatik olarak gösterebiliyor. Ama resim boyutları biraz büyükse bekleme sorunları yaşayabilirsiniz. Büyük resim dosyaları indirildikten sonra da otomatik olarak gösterilmiyor, bunun yerine bir link yardımıyla resimleri açabilirsiniz.
Wi-Fi ve EDGE
Kablosuz ağınızı iPhone’a tanıtmak gayet hızlı ve kolay bir işlem. Ancak WEP ya da WPA güvenlik şifrelerini girebilmek için sanal klavyede tam doğru tuşlara basmalısınız. Birkaç deneme yapmanız gerekse de şifreyi bir kez girdikten sonra iPhone otomatik olarak her seferinde kablosuz ağınıza bağlanacaktır.
Wi-Fi ile 2mbps gibi gayet yüksek hızlarda modemle bağlantı kurabilseniz de EDGE ile bu hızlar tabi ki hayal. Amerika’daki denemelerde EDGE ile 80-90 kbps civarında hızlara ulaşılabilmiş. Bu da web’de gezinme için makul sayılabilecek bir hız, tabi sayfaların şimşek hızında açılmasına ihtiyacınız yoksa.
Apple’ın iPhone konusunda en çok eleştirilen kararlarının başında gelen 3G eksikliği birçok kullanıcının da şikayetleri arasında. Apple bu kararı verirken acaba bizim gibi bir türlü 3G lisansını verememiş ülkeleri mi düşündü bilinmez ama (başka ülke kaldı mı!?) 3G bağlantısı iPhone’un ikinci nesline saklanmış gibi görünüyor.
Cepten İnternet
Steve Jobs iPhone’nun cep telefonlarına basit menülerden oluşan kırpılmış web sayfaları yerine “gerçek interneti” getireceğini iddia etmişti. Eğer bu sözle kastettiği iPhone’un tarayıcısı Safari’nin masaüstü bilgisayardaki versiyonu gibi tam teşekküllü olacağı ise iPhone bu konuda vaat edildiği kadar başarılı değil. Ancak gene de şimdiye kadar cep telefonlarında sunulandan çok daha fazla “web’de sörf” imkanı sunduğu bir gerçek.
iPhone’un geniş ekranı ve Safari tarayıcısı sayesinde Web sayalarını neredeyse normal şekilde görüntüleyebilmek mümkün. Tabi tüm sayfayı iPhone ekranına sıkıştırdığınızda yazıları okumak neredeyse imkansız. Ekrana tıkladığınız zaman görüntü bu noktaya yaklaşarak yazıları okunabilir seviyeye getiriyor. Daha sonra parmağınızla görüntüyü kaydırarak sayfanın istediğiniz bölümüne gidebilirsiniz. İlk duyduğunuzda kulağa pek pratik gelmese de iPhone’u elinize aldığınızda bu yöntemin gayet kullanışlı olduğunu fark edeceksiniz.
Eğer cep telefonundan internete son haberleri takip etmek ya da e-posta okumak için giriyorsanız Safari sizi çok memnun edecek. Sayfa görüntüleme hızları Wi-Fi ile çok daha yüksek olsa da EDGE ile de fena sayılmayacak hızlara erişebilirsiniz.
iPhone Web 2.0 fırtınasının hızına yetişemiyor. iGoogle ve Flickr gibi bazı Web 2.0 siteler iPhone’nun tarayıcısı Safari ile çalışsa da diğer birçok Web 2.0 siteleri için sonuç pek parlak değil. Ayrıca Safari Flash, Java, Windows Media ve ya Real formatındaki etkileşimli içeriğe sahip sayfaları da desteklemiyor. iPhone üzerinde çalıştırabileceğiniz tek online medya içeriği Apple’ın kendi QuickTime formatındaki klipler.
O Bir Video iPod
Ama diğer iPod’lardan farklı bir iPod. Apple iPhone’nun müzik çaları için tamamen yeni bir arayüz geliştirdi, bu sayede dokunmatik ekran üzerinde daha rahat kontrol imkanı sunabiliyor.
iPhone’u bilgisayarınızdaki iTunes kütüphanesi ile eşleştirme diğer iPod’lardan biraz daha uzun sürüyor. 2.2 GB’lık müzik ve videonun aktarımı saniyede 3MB’ın biraz üzerinde bir hızla yaklaşık 11 dakikada gerçekleşti.
Albümler arasında dolaşmak oldukça eğlenceli. iPod uygulaması açıkken iPhone’u yatay konuma getirdiğinizde iTunes 7’de ilk kez görücüye çıkan Cover Flow görünümüne geçiyorsunuz. Tabi albüm resimlerinizde eksikler varsa bu görüntü o kadar da etkileyici olmayabilir. Cover Flow görünümünde herhangi bir performans sıkıntısı yaşamadık. iPhone dik konumdayken ekranın alt kısmında çalma ve ses kontrollerine ulaşabiliyorsunuz. Ekrana bir kez tıklayarak ilerleme çubuğunu ortaya çıkarabilirsiniz. Parçanın istediğiniz bölümüne buradan ulaşabilirsiniz ancak bu işlem iPod’lardakinden biraz daha zor. iPod’lardaki ivme sensörlü scroll-wheel sayesinde kolayca istediğiniz bölüme ulaşabiliyordunuz oysa iPhone’da özellikle de konser kayıtları ya da podcast gibi uzun parçalarda doğru bölümü bulabilmek için ekrana oldukça hassas dokunuşlar yapmalısınız.
Genelde cep telefonlarının hoparlörlerinden ya da kutudan çıkan kulaklıklardan fazla performans beklememek gerekir. iPhone’un hoparlörleri de konuşma ağırlıklı podcast gibi parçalarda fena sayılmayacak bir başarı gösteriyor ancak müzik dinlemek için kullanılacağını pek zannetmiyoruz. Kulaklıklar ise iPod’larda kullanılan eski beyaz kulaklıklarla aynı. iPhone’nun ses kalitesi genel olarak piyasadaki yeni nesil iPod Nano’lar ile paralel seviyede. Piyasadaki diğer flash tabanlı mp3 çalarlar ile karşılaştırıldığında iPhone başarılı bir performans çiziyor.
4 GB iPhone ile yaptığımız testlerde Nano ile benzerliği destekleyen sonuçlar elde ettik. iPhone maksimum ses testinde Creative Zen V Plus’ın hemen arkasında iPod Nano ile eşdeğer bir performans gösterdi. Ancak ses kalitesinde 80 GB iPod ile arasında belirgin bir fark var. Ancak flash tabanlı bir müzik çalar olarak iPhone gayet başarılı bir cihaz. iPhone’nun bir müzik çalar olarak en önemli problemi standart bir kulaklık girişi kullanmasına rağmen 3 aşamalı bağlantı sebebiyle piyasadaki birçok kulaklıkla uyumsuz olması.
Bir video oynatıcı olarak iPhone 480x320 piksellik ekranı ile gerçekten muhteşem bir cihaz. iPod’larda izlediğiniz videolarınızı iPhone’a aktardığınızda aslında ne kadar düşük çözünürlüklü olduklarını anlıyorsunuz. iPod’a göre çok daha büyük bir ekran sunan iPhone’da film izlemek de ayrı bir keyif, ancak bu tip büyük boyutlu dosyalarda sorun yaşayabilirsiniz. Ortalama 1.35GB yer kaplayan film dosyaları 8GB’lık modelde bile depolama alanı konusunda sorun yaratabilir. Video oynatırken pil süresinin nasıl etkilendiği konusunda henüz ayrıntılı testler gerçekleştiremedik.
Video izlerken ekrana tıkladığınızda kontrol simgeleri görünür hale geliyor. Sağ üst köşedeki simgeye tıklayarak görüntüye yakınlaşarak geniş ekran filmlerde görünen üst ve alttaki siyah şeritlerden kurtulabilirsiniz.
Diğer Özellikler
iPhone ile birlikte daha birçok uygulama da geliyor. Bunlardan öne çıkan birkaç tanesinin artılarını eksilerini inceledik.
SMS mesajları ana ekranda e-posta gibi görünüyor. Ne yazık ki iPhone resimli mesajları desteklemiyor. Resim göndermek için mutlaka e-posta servisini kullanmalısınız. Sarı bir post-it şeklindeki Notes aracı sanal klavye yardımıyla kısa notlar alıp bunları kaydetmenizi ya da e-posta olarak arkadaşlarınıza göndermenizi sağlıyor. E-posta ile gönderdiğinizde arkadaşlarınız mesajın nerden geldiğini kolayca anlayacaklardır çünkü iPhone mesajın sonuna “sent from my iPhone” etiketini eklemeyi ihmal etmiyor.
Google Maps, Yahoo hava tahmini ve YouTube özel iPhone uygulamaları olarak yerlerini alıyorlar. YouTube videolarından henüz sadece 10,000 tanesi iPhone ekranına uygun şekle dönüştürülmüş ancak yılsonuna kadar tüm arşivin iPhone uyumlu hale geleceği belirtiliyor. Kısacası iPhone Türkiye’ye geldiğinde YouTube tam kadro hazır olacak.